/>
HİKAYESİ
Yağız 1996 yılının Ocak ayının 14. gününde etrafın bembeyaz kara büründüğü bir kış gününde Manisa/Ahmetli’de, özel bir hastanede maddi durumu iyi bir aileninin ilk çocuğu olarak dünyaya gözlerini açtı. İnce telli sarı saçları, Kahverengi gözleriyle taptatlı bir bebekti, ismini annesi vermişti. Babası Mehmet Altay bir kıyafet firmasının yöneticisi, annesi Hatice Altay ise makyaj malzemeleri satan bir şirketin direktörüydü. Babasının çocukluğu çocuk esirgemede geçtiğinden oğlunun üstüne çok düşüyor, oğlunun her istediğini yapıyor, onunla oynarken adeta bir çocuk oluyordu. Okul yaşına gelene kadar Kurtuluş Mahallesi'ndeki bahçeli müstakil evlerinde türlü oyunlar oynayarak büyüdü. Beş yaşında ilkokula başladı, ilkokul onun için oyun alanıydı, arkadaşlarıyla oyunlar oynuyor eve geldiğinde yorgunluktan uyuya kalıyordu. Ortaokulda kendinden yaşça büyük çocuklar basketbol oynarken onları izledi ve basketbola küçük yaşta ilgi duymaya başladı. Onlara katılmak istedi, boyu küçük olduğu için dışlandı, okulda yalnız kaldı. Babasına bu durumdan bahsetti, babası onu kıramadı ve evlerinin yakınlarındaki basketbol sahasında ona basketbol oynamayı, kurallarını ve yapması gerekenleri günlerce birlikte basketbol oynayarak öğretti. Aylar sonra küçük boyuyla güzel basketler atmaya başladı, kendine olan güveni fazlaca arttı. Mahalleden arkadaşlar edindi, onlarla birlikte oynamaya başladılar, boyu da yavaş yavaş uzuyordu. Bir gün okulda yalnız başına basket oynarken son sınıf öğrencilerinden Duygu yanına geldi, birlikte oynamaya davet etti. Altı kişi üçe üç iki takım olarak tam saha maç yaptılar, maç sonunda onların daveti üzerine yeni arkadaşlarıyla takılmaya başladı, birkaç gün birlikte takıldıktan sonra okulda yeni insanların da onla tanışmak istediğine çok şaşırdı. Şimdiye kadar yüzüne bakmayan insanlar artık onunla arkadaş olmak istiyorlardı. Neredeyse bütün okulla arkadaş oldu, Duygu ve arkadaşlarına yeni arkadaşlar edinmesine vesile oldukları için çok minnettardı. Aradan birkaç sene geçti, orta son sınıfta babasının işyeri İzmir’e taşındığından dolayı buradaki evlerini sattılar, Çeşme sahilinde denize bakan müstakil bir eve taşındılar. Burada liseye başladı, evleri okula çok uzak olduğundan servisle gidiyor, epey yoruluyordu. Okulda basketbol oynarken beden eğitimi öğretmeninin gözüne girdi, okul basket takımına alındı. Basket takımında olması onun insan ilişkilerinde çok işe yarıyor, birçok yeni arkadaş ediniyordu. Birkaç ay içerisinde Beşiktaş SK'nün seçmelerini geçerek kendi yaş grubunun yedek kadrosuna yerleşti. Klüpte altı ay geçirdikten sonra ilk on ikiye alındı, bir yılın sonunda üstün başarıları sayesinde kaptan oldu. O daha kaptanlığa alışamadan aile içerisinde sorunlar çıktı ve anne babası boşandılar. Hem boşanma durumu, hem de takımın işleri dolayısıyla üniversite sınavına istediği kadar çalışamadı ve sınav sonrasında istediği bölümü kazanamadı ve bir sene daha çalışıp daha iyi bir sonuç almaya karar verdi. Sınava daha iyi çalışabilmek adına takım kaptanlığını da devretti. İkinci senesinde full-time ders çalıştı, sınav günü geldiğinde kendinden emin şekilde soruları yanıtladı, iki ay sonra açıklanan sonuçlardan memnun kaldı. Üniversite'ye Bahçeşehir Üniversitesi'nde %50 burslu bir Hukuk öğrencisi olarak başladı. Okula yakın bir evi babasının da yardımıyla kiraladılar. Özel okuldaki insanların egolu ve havalı olacağından, mütevaziliği yüzünden dışlanacağından korksa da okulun ilk günü bütün korkusunu yenmesine sebep olacak beş kişiyle tanıştı, onlarla arkadaş oldular ve birlikte takılmaya başladılar. Hazırlık yılı onun için muhteşem bir şeye dönüştü, yeni arkadaşlar, yalnız yaşamanın verdiği özgürlük. Daha önce hiç yalnız yaşamanın tadını tatmadığından büyük derecede etkilendi. Yaz tatilinde yakın arkadaşlarının ısrarı üzerine onlarla birlikte tatile gitmeye karar verdiler. Kısa bir tatilin ardından Yağız ailesinden izin alarak yeni tecrübeler edinmek için Los Santos'a gitme kararı almıştır. Annesi ve babasıda onay verince Los Santos'a gitmek için bilet alır ve yola koyulur.
RESİMLER
0 Yorumlar